Meydan muharebesi · Ankara Hükümeti

Sakarya Meydan Muharebesi

Battle of the Sakarya

23 Ağustos – 13 Eylül 1921

Konum yaklaşık: olayın geçtiği bölgenin merkezi gösteriliyor.

Taraflar

Bağlı olduğu savaş

Hat yok, vatan var

  1. Sakarya cephesi.

Çal Dağı düştü. Türk savunmasının en önemli noktalarından biri artık Yunan kuvvetlerinin elinde. Yunan öncü birlikleri Ankara'ya yaklaşık 50 kilometre kadar yaklaşmış.

Cephenin bazı noktalarında birlikler geri çekilmek zorunda kalıyor.

O günlerin ruhunu, Mustafa Kemal Paşa'nın bugün de hafızalarda yaşayan meşhur sözü anlatır:

"Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz."

Peki düşman Ankara'nın bu kadar yakınına nasıl geldi?

Ankara'ya uzanan yol

Birinci Dünya Savaşı bitmişti. Osmanlı İmparatorluğu yenilmiş, topraklarının büyük kısmı işgal edilmişti.

Mayıs 1919'da Yunan ordusu İzmir'e çıktı. Batı Anadolu'da ilerlemeye başladı.

Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Milli Mücadele başladı. Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruldu. Şimdi düzenli bir ordu oluşturulmaya çalışılıyordu.

1921'in başında Birinci ve İkinci İnönü zaferleri kazanıldı. Türk milletine umut vermişti.

Ama Temmuz 1921'de Yunan ordusu yeni ve güçlü bir taarruz başlattı. Kütahya-Eskişehir muharebelerinde Türk ordusu yenildi. Ağır kayıplar verdi.

Yunan ordusu Ankara'ya doğru ilerliyordu. Meclis'in Kayseri'ye taşınması bile konuşulmaya başlanmıştı.

Mustafa Kemal Paşa cesur bir karar aldı. Ordunun yok olmasını önlemek için düşmanla arasına mesafe koyacaktı. Türk ordusu Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilecek, savunma orada yapılacaktı.

Kağnılarla gelen cephane

5 Ağustos 1921. Meclis, Mustafa Kemal Paşa'yı Başkomutan olarak atadı.

Başkomutan, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için Tekâlif-i Milliye (Milli Yükümlülükler) emirlerini yayımladı.

Halk elindeki yiyeceği verdi. Giyeceğini verdi. At arabasını, silahını verdi. Anadolu'nun her köşesi tek bir cephe hâline gelmişti.

Cepheye cephane ve erzak taşıyan kağnıların başında çoğu zaman kadınlar vardı. Bu fedakârlık Kurtuluş Savaşı'nın en çok anılan sahnelerinden biri oldu.

İki uçaklı ordu

Türk ordusunun başında Başkomutan Mustafa Kemal Paşa vardı. Yanında Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Paşa.

Kaynaklara göre Türk ordusu yaklaşık 100.000 askere sahipti. 54.000 civarında tüfek, 825 makineli tüfek ve 196 top.

Uçak sayısı? Yalnızca iki.

Yunan ordusu General Anastasios Papulas'ın komutasındaydı. Kolordu komutanları arasında Prens Andreas da vardı.

Yunan ordusunun mevcudu hakkında kaynaklarda farklı rakamlar bulunur. Bazı kaynaklar yaklaşık 77.000 kişi der. Türk kaynakları ise daha yüksek bir rakam verir.

Ama bir konuda kaynaklar hemfikirdir. Yunan ordusunun daha fazla topu, makineli tüfeği, kamyonu ve uçağı vardı. Donanım ve ikmal açısından belirgin biçimde üstündü.

El değiştiren tepeler

Sakarya tek bir günlük bir savaş değildi. Haftalar süren bir muharebeydi.

23 Ağustos 1921'de Yunan ordusu taarruza başladı. Polatlı'nın güneyinde, yaklaşık 100 kilometrelik bir cephede.

Yunan komutanlığının planı belliydi: Türk ordusunun sol kanadını kuşatmak ve Ankara yolunu açmak.

Çarpışmalar günlerce sürdü. Tepeler defalarca el değiştirdi.

2 Eylül'de Mangaltepe ve Çal Dağı Yunan kuvvetlerinin eline geçti. Yunan öncü birlikleri Ankara'ya yaklaşık 50 kilometre kadar yaklaştı.

Cephenin bazı noktalarında birlikler geri çekilmek zorunda kaldı. Türk savunması bu zor günlerde, açılıştaki meşhur sözün anlattığı anlayışla direndi.

Savunma artık tek bir hatta bağlı kalmayacaktı. Bir hat düşerse birlikler hemen gerideki ilk uygun yerde yeniden direnecekti.

Bu esnek savunma anlayışı, Yunan ordusunun her adımını daha pahalı hâle getirdi.

Bozkırda uzayan ikmal

Yunan ordusunun en büyük sorunlarından biri ikmaldi. Cepheye ulaştırılması gereken ikmal.

Birlikler kurak ve susuz bozkırda ilerliyordu. İkmal hatları uzadıkça yiyecek ve cephane sıkıntısı başladı.

Türk süvarisi de boş durmadı. Düşman gerisine baskınlar yaptı. Bu güçlüğü daha da artırdı.

Haftalarca süren yıpratıcı muharebelerin sonunda Yunan ordusu yorulmuştu. İkmal hatları uzamıştı. Taarruz gücünü yitirmişti.

Mustafa Kemal Paşa doğru anı bekledi.

İngilizce kaynaklara göre 8 Eylül'de Çal Dağı çevresinde küçük bir karşı saldırıyı bizzat yönetti. Yunan ordusu 9 Eylül'e kadar süren yarma girişimlerinde de başarılı olamadı.

10 Eylül'de genel karşı taarruz başladı. Komutası bizzat Mustafa Kemal Paşa'daydı.

13 Eylül'de Yunan ordusu Sakarya Nehri'nin batısına çekildi. Ardından Eskişehir-Afyon hattına kadar geri döndü.

Subaylar Savaşı

Sakarya iki taraf için de çok kanlı oldu.

Kaynaklara göre Türk tarafında 5.713, Yunan tarafında 3.958 asker hayatını kaybetti. Yaralı ve kayıplarla birlikte Türk tarafının toplam kaybı yaklaşık 38.000, Yunan tarafınınki yaklaşık 23.000 kişiydi.

Çok sayıda subay şehit düştü. Bu yüzden bu muharebe "Subaylar Savaşı" olarak da anılır.

Türk tarih yazımında Sakarya, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası ve kesin bir zafer olarak kabul edilir. Bazı Batılı kaynaklar ise sonucu askerî açıdan kesin bir galibi olmayan bir çatışma olarak değerlendirir.

Ama iki görüş de aynı noktada birleşir. Yunan ordusunun hedefi Ankara'yı almak ve Türk ordusunu yok etmekti. Bu hedef başarısız oldu. İnisiyatif bundan sonra Türk ordusuna geçti.

Mareşal ve Gazi

19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal Paşa'ya Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verdi.

Sakarya'nın diplomatik etkisi de hemen görüldü. Ekim 1921'de Kafkasya cephesini kesinleştiren Kars Antlaşması imzalandı. Fransa da Ankara Antlaşması ile Ankara hükümetini fiilen tanıdı ve Güney cephesinden çekilmeyi kabul etti.

Bir yıl sonra, 26 Ağustos 1922'de Büyük Taarruz başladı. O taarruz, Sakarya'da kazanılan bu inisiyatifin sonucudur.

Bir hat düştü. Sonra bir hat daha. Ama vatan düşmedi.