Kapana kısılan çar
Temmuz 1711. Boğdan. Prut Nehri kıyısında, Stanileşti yakınları.
Rus ordusu siperlerine çekilmiş. Dört bir yanı Osmanlı ve Kırım askerleriyle sarılı.
Nehir hemen yanı başlarında. Ama Osmanlı topları suya inen yolu kesiyor. Askerler aç. Ve susuz.
Bu ordunun başında sıradan bir komutan yok. Rusya Çarı I. Petro'nun, Büyük Petro'nun bizzat kendisi var. Bir çar, ordusuyla birlikte çembere alınmış.
Peki çar bu çembere nasıl düştü?
Bender'e sığınan kral
Hikaye aslında başka bir savaşla başlıyor.
İsveç Kralı XII. Karl, Türklerin Demirbaş Şarl dediği hükümdar, yıllardır Rusya ile savaşıyordu. 1708'de Rusya'nın elindeki Ukrayna'ya girdi. Ama 1709 yazında Poltava'da ağır bir yenilgiye uğradı.
Kral, yanındakilerle birlikte Osmanlı topraklarına kaçtı. Bender Kalesi'ne sığındı.
Petro, Karl'ın teslim edilmesini ya da sınır dışı edilmesini defalarca istedi. Sultan III. Ahmed reddetti. Türkçe kaynaklara göre Karl'ı kovalayan Rus birlikleri Osmanlı topraklarına akınlar yaptı. Karl da Bender'den İstanbul'a mektuplar yazarak Rusya aleyhine çalışıyordu.
20 Kasım 1710'da Osmanlı, Rusya'ya savaş ilan etti.
Petro'nun ise büyük planları vardı. Türkçe kaynaklara göre Osmanlı'ya bağlı Ortodoks halkları ayaklandırmayı umuyordu. Nisan 1711'de Boğdan Voyvodası Dimitrie Kantemir ile bir antlaşma yaptı. Kantemir, Ruslara asker verecek ve kalelerini açacaktı.
Tuna'yı geçen ordu
1711 yazında Petro ordusunu Boğdan'a soktu. Yaş yakınlarında Kantemir'in kuvvetleriyle birleşti. Sonra Prut Nehri boyunca güneye yürüdü. Hedef Tuna'yı geçmekti.
Karşısında yeni sadrazam Baltacı Mehmed Paşa vardı. Türkçe kaynaklara göre 120.000 kişilik bir orduyla yola çıkmıştı. Bu ordu, Rus-Boğdan kuvvetlerinden çok kalabalıktı.
Petro, Mareşal Boris Şeremetev'i Osmanlı ordusunu Tuna'da durdurmakla görevlendirdi. Ama Kırım süvarileri Rusları sürekli taciz ediyordu. Şeremetev askerlerine yeterli yiyecek de bulamadı.
Osmanlı ordusu Tuna'yı hiçbir engelle karşılaşmadan geçti.
Bu sırada Osmanlı donanması da Karadeniz'e açılmış, ağır topları savaş bölgesine taşıyordu.
Rusların bir başarısı oldu. General von Rönne komutasındaki bir birlik, Eflak Voyvodası'nın emrine karşı gelip Ruslara katılan Toma Kantakuzino'nun askerleriyle birleşti. 13-14 Temmuz'da Tuna kıyısındaki İbrail'i aldılar.
Ama asıl savaş başka yerde yaşanacaktı.
Nehri yüzerek geçenler
Petro ve Kantemir, ordularını Prut'un sağ kıyısında topladı. Osmanlı ordusu nehrin karşı yakasındaydı.
19 Temmuz'da yeniçeriler ve Kırım atlıları harekete geçti. Kimi yüzerek, kimi teknelerle Prut'u geçtiler. Rus öncü kuvvetlerini geri sürdüler.
Bu sayede Osmanlı ordusu nehrin üzerine dubalardan köprüler kurdu ve karşıya geçti.
Petro ana ordusuyla öncülerine yardım etmeye çalıştı. Osmanlılar onu da geri püskürttü.
Çar, ordusunu Stanileşti'de savunma mevzisine çekti. Siperler kazıldı.
Osmanlı ordusu hızla bu mevziyi çevirdi. Çember kapandı.
Yeniçeriler Rus siperlerine defalarca hücum etti. Ruslar bu saldırıları geri püskürttü. İngilizce kaynaklara göre yeniçeriler yaklaşık 8.000 kayıp verdi.
Ama Osmanlı topçusu asıl işi gördü. Rus ordugâhını sürekli bombaladı ve askerlerin Prut'tan su almasını engelledi.
Türkçe kaynaklara göre Petro, Moskova'ya durumun ne kadar ümitsiz olduğunu anlatan bir mektup yazdı.
Sadrazamın kararı
Ruslar barış istedi. Türkçe kaynaklara göre barış teklifinde, Petro'nun yanındaki ve daha sonra Çariçe I. Katerina olacak olan Katerina'nın da rolü vardı.
Osmanlı karargâhında görüşler ikiye ayrıldı.
Kırım Hanı da, İsveç Kralı da aynı şeyi istiyordu: saldırıp Rus ordusunu tamamen yok etmek.
Baltacı Mehmed Paşa ise barışı seçti. Türkçe kaynaklara göre bunun birkaç nedeni vardı. İsyan belirtileri gösteren yeniçerilere güvenmiyordu. Savaş uzarsa ordunun çok yıpranacağından ve Avrupa'da yeni bir ittifak kurulabileceğinden çekiniyordu.
Antlaşma kaynaklarda 21 ya da 22 Temmuz 1711 olarak geçer. Şartlar şöyleydi:
- Azak Kalesi Osmanlı'ya geri verilecekti.
- Taganrog ve bazı Rus kaleleri yıkılacaktı.
- Rusya, Lehistan'ın işlerine karışmayacaktı.
- İsveç Kralı ülkesine serbestçe dönebilecekti.
Osmanlı ayrıca Kantemir'in teslim edilmesini istedi. Petro bütün şartları kabul etti, ama bunu yerine getirmedi. Kantemir'in ordugâhtan kaçtığını söyledi.
Ve çar, ordusuyla birlikte çemberden çıkıp gitti.
Altınlar, mücevherler ve rivayetler
Haber İstanbul'a ulaştığında ilk başta sevinçle karşılandı. Azak geri alınmıştı. Ruslar Karadeniz'den uzaklaştırılmıştı. 1713'teki Edirne Antlaşması da bu şartları doğruladı.
Ama kısa süre içinde savaş yanlıları sadrazamın aleyhine döndü. Baltacı Mehmed Paşa'nın Petro'dan rüşvet aldığı söylendi. Sadrazam görevden alındı.
Bu suçlama zamanla efsaneye dönüştü. Bir rivayete göre sadrazama neredeyse iki el arabası dolusu altın verildi. Halk arasında yaygın bir başka rivayete göre ise Katerina, kendi mücevherlerini sadrazama göndererek çarı kurtardı.
Bu anlatıların gerçekliği kanıtlanmış değil. Türkçe kaynaklara göre yapılan bilimsel araştırmalar, savaş sırasında Baltacı ile Katerina arasında bir buluşma olmadığını ortaya koyuyor.
Asıl soru başka. Tarihçi Alexander Mikaberidze'ye göre sadrazam büyük bir stratejik hata yaptı. Petro esir alınsaydı tarihin akışı değişebilirdi. Çünkü Petro'suz bir Rusya'nın büyük bir imparatorluğa ve Osmanlı'nın en büyük rakibine dönüşmesi çok daha zor olurdu.
Prut, Osmanlı'nın sahada açıkça kazandığı bir savaştı. Ama Türkçe kaynakların da kabul ettiği gibi, sahadaki üstünlük antlaşma masasına tam olarak yansımadı.
Bir çar çembere düştü. Ve o çemberden, kendi ayakları üzerinde çıktı.