Boş kalan ordugâh
1243 yazı. Sivas'ın yaklaşık 80 kilometre ötesinde, Kösedağ.
Moğol komutanı Baycu Noyan ordusuyla dağa çıkıyor. Karşısında Anadolu Selçuklu ordusunun ordugâhı var. Ganimet yerli yerinde.
Ama ordugâhta kimse yok.
Bir gün önce burada kanlı bir çarpışma yaşandı. Gece boyunca ise Anadolu'nun en büyük ordusu sessizce dağıldı. Baycu Noyan bunun bir tuzak olduğundan şüpheleniyor ve bekliyor.
Peki yaklaşık 150 yıldır Anadolu'ya hükmeden bir devlet, bu dağda nasıl bir gecede çözüldü?
Doğudan gelen fırtına
On üçüncü yüzyılın başında dünya sarsılıyordu. 1206'da Cengiz Han Moğol İmparatorluğu'nu kurdu. Kuzey Çin'den Harezm'e kadar önüne çıkan devletleri birer birer yıktı.
1230'larda Moğol orduları Batı İran'a ve Kafkasya'ya ulaştı. Gürcistan Krallığı'nı kendilerine bağladılar. Artık Anadolu Selçuklu Devleti'nin komşusuydular.
Anadolu Selçukluları ise o sırada en parlak günlerini yaşıyordu. Antalya ve Sinop limanlarıyla ticaretin ve denizlerin önemli bir gücüydü.
Sultan I. Alaeddin Keykubad tehlikeyi görmüştü. Moğollarla ilişkiyi diplomasiyle yürüttü, küçük bir vergiyle onları uzak tuttu. Türkçe Vikipedi'ye göre doğu sınırının kalesi Erzurum'u da güçlendirmişti.
Ama 1237'de öldü.
Türkçe Vikipedi'deki bir kayda göre Moğol komutanları onun ölüm haberine sevindi ve şöyle dedi: "Demir Sultan gitti."
Genç bir sultan, bölünmüş bir saray
Tahta henüz 16 yaşındaki oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev çıktı.
Kaynaklar yeni sultan hakkında pek iyi şeyler söylemez. Türkçe Vikipedi'ye göre eğlenceye düşkündü ve devlet işleriyle fazla ilgilenmezdi. Yönetimi büyük ölçüde güçlü vezir Sadeddin Köpek ele geçirdi. Köpek, rakip gördüğü deneyimli devlet adamlarını ve komutanları birer birer ortadan kaldırdı.
Devlet içeriden de sarsılıyordu. 1240'ta Baba İshak'ın başlattığı Babai Ayaklanması ülkeyi ve orduyu ağır şekilde yıprattı. Selçuklu hizmetindeki Harezmli askerler ve ayaklanmaya katılan Türkmenler sultan için savaşmayı reddetti.
Aynı yıl Moğol akınları başladı.
1242'de Baycu Noyan, Erzurum'u kuşattı. İki aylık kuşatmanın ardından şehir düştü ve yağmalandı. Doğu sınırının kalesi artık yoktu.
Anadolu'nun en büyük ordusu
Keyhüsrev büyük bir ordu kurmaya girişti. Hazine açıldı. Çevre ülkelerden paralı askerler toplandı.
Bu ordu çok renkliydi. Latin İmparatorluğu'ndan şövalyeler. Bizans soylularından askerler. Halep Eyyubilerinden ve Iraklı Arap boylarından savaşçılar. Sultanın Gürcü prensesi Tamar ile evliliği sayesinde Gürcü şövalyeleri. Ve elbette Selçuklu saray gulamları ile ikta askerleri.
Ne kadar büyüktü? Çağın kronikleri 160.000, hatta 200.000 der. Tarihçi Bayarsaikhan Dashdondog'a göre daha gerçekçi rakam 80.000'dir. Türkçe Vikipedi 70.000 ile 80.000 arasını verir ve bu ordunun Anadolu Selçuklu tarihinde bir araya getirilen en büyük ordu olduğunu yazar.
Karşıdaki Moğol ordusunun çekirdeği ise İngilizce Vikipedi'ye göre yaklaşık 30.000 kişiydi. Türkçe Vikipedi 40.000 der. Yanlarında Gürcü ve Ermeni süvarileri vardı.
Moğollar sayıca azdı. Ama on yıldır birlikte savaşan, disiplinli ve birbirine kenetlenmiş bir orduydular. Selçuklu ordusunda ise tam olarak bu eksikti.
Söz verilen yardımlar da gelmedi. Kilikya Ermenileri Moğolları kızdırmaktan korktu ve askerlerini savaş bitene kadar oyaladı.
Gençler ve yaşlılar
Ordu Sivas'ta toplandı. Deneyimli komutanlar sultana bir tavsiyede bulundu: Sivas'ın surlarına güvenerek burada kalalım.
Ama bekleyişten sıkılan genç komutanlar saldırıya geçmekte ısrar etti. Sultan onları dinledi.
Ordu Sivas'ın yaklaşık 80 kilometre ötesindeki Kösedağ'a ilerledi. "Kösedağ", çıplak dağ demektir.
Burada aynı tartışma yeniden çıktı. Temkinli komutanlar savunmaya elverişli bu yerde mevzi alıp gelmekte olan takviyeleri beklemeyi önerdi. Genç komutanlar ise onları korkaklıkla suçladı.
Sonunda genç bir bey askerlerine atlanmalarını ve ilerlemelerini emretti. Diğerleri de onun peşinden gitti.
Dar geçitte bir gün
Savaşın tarihi bile tartışmalı. İngilizce Vikipedi 26 Haziran 1243 der. Osman Turan ve İbn Bibi gibi kaynaklara dayanan Türkçe Vikipedi ise 3 Temmuz 1243.
Çarpışma dar ve dik bir geçitte başladı. Baycu Noyan hızlı davrandı. Her birliğinin en iyi askerlerinden bir öncü kuvvet kurdu.
İlk saatlerde Selçuklular üstündü. Kaynaklar Selçuklu askerlerinin nitelik bakımından biraz daha iyi olduğunu söyler. İki tarafın Gürcü ağır süvarileri de büyük rol oynadı. Neredeyse bütün gün süren çetin bir mücadele yaşandı.
Sonra akşama doğru Selçuklu safları birden çöktü.
Neden? Kesin bilinmiyor. Bazı kaynaklara göre Moğollar yine bozkırın eski taktiğini kullandı: sahte bir geri çekilme. Selçuklu öncüleri zafer kazandıklarını sanıp peşlerine düştü. Ve pusuda bekleyen okçuların yağmuruna yakalandı.
Selçuklu ordusundaki Frank paralı askerlerinin canla başla savaştığı ve neredeyse tamamen yok olduğu kaydedilir.
O gece ordugâhta korku yayıldı. Sultan ailesini ve hazinesini alıp çekildi. Ardından ordu parça parça dağıldı.
Ağır bir bedel
Ertesi gün Baycu Noyan boş ordugâhı buldu. Tuzaktan şüphelendiği için bekledi. Bu gecikme yüzünden sultanı yakalama fırsatını kaçırdı.
Ama Anadolu'nun kapıları açılmıştı. Moğollar Sivas, Kayseri ve Erzincan'ı ele geçirdi. Kayseri'de halk, özellikle kalabalık Ahi topluluğu, şehri kararlılıkla savundu. Ama şehir sonunda düştü.
Devleti tamamen yıkılmaktan vezir Mühezzibüddin Ali'nin müzakereleri kurtardı. Ama bedeli ağırdı. Anadolu Selçuklu Devleti Moğollara bağlı bir devlet hâline geldi. Her yıl büyük bir vergi ödemeye başladı. Bu verginin miktarı kaynaklarda farklı verilir. Vergiler arttıkça hem devlet hem halk yoksullaştı.
1246'da Keyhüsrev öldü. Ülke üç küçük oğlunun çevresindeki gruplar arasında bölündü. Selçuklu gücü giderek azaldı ve 1308'de sona erdi.
Kösedağ bir yenilgidir. Ve Türk tarihinin en ağır derslerinden birini verir: Ordunun büyüklüğü değil, birliği kazandırır.