Eyerlerden örülen yığın
451 yazı. Galya, bugünkü Fransa. Troyes yakınlarında bir sırt.
Bir gece önce burada korkunç bir savaş yaşandı. Ertesi sabah alan, kaynağın deyişiyle "cesetlerle dolu". Hunlar ordugâhlarından çıkmıyor. Etraflarını arabalarla çevirmişler.
Ordugâhın içinde Attila bekliyor. Gotlu tarihçi Jordanes'e göre at eyerlerinden büyük bir yığın yaptırıyor. Düşman saldırırsa kendini ateşe atacak. Kimse onu yaralamanın sevincini yaşamayacak. Bu kadar milletin hükümdarı düşman eline düşmeyecek.
Ama saldırı hiç gelmiyor.
Peki Avrupa'nın yarısını titreten Hun hükümdarı bu sırta nasıl geldi?
Bir yüzük ve bir taht kavgası
Beşinci yüzyılın ortası. Attila'nın Hun İmparatorluğu Avrupa'nın en korkulan gücü. Kendi Hun boylarının yanında Gotlar, Gepidler ve daha pek çok millet onun bayrağı altında.
Karşısında Batı Roma İmparatorluğu var. Yorgun, parası azalmış, toprakları elinden kayan bir imparatorluk. Kuzey Afrika eyaletlerini kaybettikten sonra ordusunu besleyecek geliri bile kalmamış.
Savaşın sebebi tek değildi. En meşhur hikaye bir yüzükle başlar.
İmparator III. Valentinianus'un kız kardeşi Honoria, istemediği bir evliliğe zorlanıyordu. Kaynaklara göre 450'de Attila'ya gizlice bir mektup ve kendi yüzüğünü gönderdi. Yardım istiyordu. Rivayete göre Attila bunu bir evlilik teklifi olarak kabul etti. Çeyiz olarak da imparatorluğun yarısını istedi.
İmparator reddetti.
Bir başka kıvılcım Franklardan geldi. Frank kralı ölünce iki oğlu tahta oturmak için çekişti. Büyüğü Attila'dan yardım istedi, küçüğü Roma'dan.
451'in başında Attila Ren Nehri'ni geçti. Roma yollarını izleyerek Galya'nın içlerine yürüdü. Hedefi Orléans'tı.
Milletler savaşı
Bu savaşa "milletler savaşı" denir. İki tarafta da tek bir millet yoktu. İki büyük ittifak vardı.
Attila'nın yanında Kral Ardarik komutasındaki Gepidler vardı. Bir de Amal soyundan üç kardeşin, Valamir, Theodemir ve Videmir'in yönettiği Got birlikleri. Bunların yanında Rugiler, Skirler, Türingler ve bir kısım Burgundlar da bulunuyordu.
Karşı tarafta Romalı general Flavius Aetius duruyordu. Batı Roma'nın en güçlü adamıydı. Yanında Vizigot Kralı I. Theodorik ve oğlu Thorismund vardı. Ayrıca Alanlar, Franklar, Saksonlar, Burgundlar ve daha birçok topluluk.
Rakamlar ne kadardı? Kesin bir şey bilinmiyor. Çağın kaynakları yüz binlerden söz eder. Modern araştırmacılar çok daha düşük tahminler verir. Tarihçi Evan Schultheis'e göre Attila'nın ordusu kâğıt üzerinde 100.000'i aşabilirdi, ama gerçekte 70.000 civarındaydı. Bazı tarihçiler ise Attila'nın 30.000 kişilik bir orduyu bile besleyebileceğinden şüphe eder.
Tarihçi Arther Ferrill'e göre bu, iki tarafta da büyük ittifakların çarpıştığı ilk önemli savaşlardan biriydi.
Orléans'ın kapıları
Haziran 451. Attila'nın ordusu Orléans'ın önündeydi.
Jordanes'e göre şehrin Alan kralı Sangiban kapıları açmaya söz vermişti. Ama kapılar açılmadı. Alanlar şehri kararlılıkla savundu. Modern tarihçiler Jordanes'in bu ihanet iddiasını şüpheyle karşılar.
Dört gün süren şiddetli yağmurdan sonra Attila 14 Haziran'da son hücumunu başlattı. Tam o sırada haber geldi: Aetius ve Vizigotlar geliyor.
Hücum yarıda kaldı. Attila geri çekilmeye başladı.
Bugün tarihçilerin çoğu bu anı seferin asıl kırılma noktası sayar. Ünlü tarihçi J. B. Bury'ye göre büyük meydan muharebesi, Attila zaten geri çekilirken yapıldı.
Sırttaki çarpışma
Müttefikler Attila'nın peşine düştü. Jordanes'e göre ana savaştan önceki gece, Romalıların yanındaki Franklar ile Attila'ya bağlı Gepidler arasında kanlı bir çatışma yaşandı.
İki ordu nihayet karşılaştı. Tarih kesin değil. Çoğu tarihçi 20 Haziran civarını kabul eder.
Kaynaklara göre Attila savaştan önce kâhinlerine fal baktırdı. Cevap karanlıktı: Hunlar felakete uğrayacak, ama düşman komutanlarından biri ölecek. Attila saldırıyı öğleden sonraya kadar bekletti. Bazı tarihçiler bu fal hikayesini sonradan uydurulmuş bir ayrıntı sayar.
Savaş alanına bir sırt hâkimdi. Herkes o tepeyi istiyordu. Hunlar sırtın bir yanını, Romalılar öbür yanını tuttu. Sonra tepe için amansız bir mücadele başladı.
Vizigotların başındaki Kral Theodorik çarpışmanın ortasında öldü. Nasıl öldüğü tartışmalı. Jordanes iki rivayet aktarır: Ya atından düşüp kendi askerlerinin ayakları altında kaldı. Ya da Amal Got savaşçısı Andag'ın mızrağıyla öldü.
Ardından Vizigotlar Attila'nın kendi birliğine yüklendi. Attila arabalarla çevrili ordugâhına çekildi.
Gece çöktü. Karanlıkta herkes birbirine karıştı. Thorismund yanlışlıkla Attila'nın ordugâhına girdi ve yaralandı. Aetius da askerlerinden koptu. Geceyi Got müttefiklerinin yanında geçirdi.
Sabah ne oldu? Kimse tam bilmiyordu.
Kim kazandı?
Bu sorunun cevabı bugün hâlâ tartışılıyor.
Geleneksel görüşe göre bu bir Roma zaferiydi. Attila kuşatıldı, sonra Galya'dan çekildi. Ama bu görüş büyük ölçüde Jordanes'e dayanır. Modern araştırmacıların çoğu onun anlatımını çarpıtılmış bulur.
Başka tarihçiler savaşın berabere bittiğini söyler. Bu görüş oldukça yaygındır. Az sayıda tarihçi ise savaşı Hun zaferi olarak yorumlar. Türkçe Vikipedi'deki değerlendirme de bu yöndedir: Attila'nın ertesi yıl İtalya'ya girmesi ve önünde onu durduracak bir güç bulunmaması bunu gösterir.
Kesin olan bazı şeyler var.
Hunlar Galya'yı ele geçiremedi. Saldırı Orléans'ta durdu ve sefer geri çekilmeyle bitti. Ama Attila ordusunun çoğunu koruyarak evine döndü. Galya'nın büyük kısmını yağmalamıştı. Romalıların ve Vizigotların askeri gücünü de ağır şekilde yıpratmıştı.
Ertesi yıl, 452'de, yeniden geldi. Bu kez İtalya'ya. Aquileia'yı üç aylık bir kuşatmadan sonra yerle bir etti. Po Vadisi'ni harap etti. Aetius onu durduracak güce sahip değildi. Papa I. Leo'nun da içinde bulunduğu bir elçilik heyeti Attila'yla görüştü. Attila sonunda İtalya'dan çekildi. Büyük olasılıkla ordusundaki kıtlık ve hastalık yüzünden.
Bir yıl sonra, 453'te, Attila öldü. 454'teki Nedao Muharebesi'nden sonra imparatorluğu dağıldı.
Kazanılamamış ama kaybedilmemiş bir savaş. Ve bir imparatorluğun tek bir adamın omzunda durduğunu gösteren bir hikaye.